Yüzyıllık-Yalnızlık-169x300 Yüzyıllık Bekleyiş…Kalbinde aşk yoksa Sevgili,

Yürümez bu gemi…

Bugün takvime baktım, hiç sevmediğim halde,

Bugün saatte baktım, alışkanlığım olmadığı halde

Sanki yüzyıldır senden uzağım…

Sanki yüzyıldır benden uzaksın…

Çok uzun zaman oldu, seni öpüp koklamayalı,

Çok uzun zaman oldu, parmaklarının sigarayı tutuşunu izlemeyeli…

Peki, Sevgili, söyle bana, sen de bekliyor musun beni yüzyıldır?

Hiç mi özlemedin beni, dörtnala giderken atın üzerinde?

Söyle bana Sevgili, özgürlük kokan coğrafyada, hiç mi aklından geçmedim?

Ne zaman aramıza girdi ayrılık?

Düşünüyorum,

Bulamıyorum…

Sanki yüzyıldır koşuyorum ardından, sana ulaşamıyorum…

Sanki yüzyıldır bekliyorum seni, gelemiyorsun…

Kalbinde hasret yoksa Sevgili,

Yürümez bu gemi…

Sordum martılara, gelecek dediler.

Sordum bulutlara, yoldadır dediler…

En son akıl ettim, kafası dumanlı,

Kardelen çiçekleriyle bezeli, dağlara gitmeyi,

Sordum onlara Sevgili nerede diye,

Yakındır, bugün yarın geçer buradan dediler…

Oturdum Tanios Kayasına…

Seni beklemeye başladım,

Elimde zeytin dalı, kucağımda kafes, başımı bir güneşe,

Bir de dağlara çevirdim.

Kucağımda, kafesin içinde özgürlük şahinleri,

Bekliyorlar salıverilecekleri vakti…

Tıpkı benim gibi…

Seni beklerken,

Ucu bucağı olmayan rüyalar gördüm,

Şekiller ve renkler arasında gittim geldim…

Semerkant’a uğradım,

Tüm Doğunun Limanlarını gezdim…

Sanki yüzyıllık bir zamandı geçen…

Ve anladım ki ben seni kaybetmedim,

Ve anladım ki sen beni kaybediyorsun…

Kalbinde aşk yoksa Sevgili

Yürümez bu gemi…

Sanki yüzyıldır senden uzağım…

Sanki yüzyıldır benden uzaksın…

Çok uzun zaman oldu,

Seni öpüp koklamayalı

Çok uzun zaman oldu,

Parmaklarının sigarayı tutmasını izlemeyeli…

Ne zaman aramıza girdi ayrılık?

Düşünüyorum,

Bulamıyorum…

Sanki yüzyıldır koşuyorum ardından,

Sana ulaşamıyorum…

Kalbinde hasret yoksa Sevgili

Yürümez bu gemi…

Kafesteki şahinler bekle bekle unutacaklar özgürlük günlerini…

Kafesteki şahinler bekle bekle unutacaklar mutluluğun resmini…

Elimdeki zeytin dalı, barışı göremeden kuruyacak…

Elimdeki zeytin dalı, acının ve sürgünün renklerini alacak…

Seni beklerken,

Ucu bucağı olmayan yerlere gittim,

İnsanlar ve tarih içinde gittim geldim…

Semerkant’a uğradım,

Tüm Doğunun Limanlarını gezdim…

Sanki yüzyıllık bir zamandı geçen…

Gittiğim şehirlerde senin kokunu aradım,

Vardığım insanlarda senin rengini aradım…

Sonunda anladım ki yüzyıl gibi gelen bu bekleyiş,

Senin bana, benim de sana bıraktığımız sönmeyen sevda ateşi…

2 Yanıt

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: