“İkinci Şans” Her An Bize Sunulan, İçerisine; Umuda, Geleceğe, Şimdiki Ana Sakladığımız Dileklerimizi, Gerçekleştirme Şansı…

Bugün hayatımızın geri kalanın ilk günü…

İster yeni bir hikâye,

İster yeni bir masal,

İster yeni bir destan…

Yaşamın bize göz kırpıp; yüzlerce, binlerce hatta milyonlarca, her an sunduğu, adına “ikinci şans” denilen, içerisine, umuda, geleceğe, şimdiki ana sakladığımız dileklerimizi gerçekleştirme şansı…

Her birimizin yaşam yaprağından, her birimizin hayat öyküsünden…

Bazen elimizde olmayan nedenlerden ötürü gidişatı değiştiremediğimizi sanırız.

İnanın tesadüf diye bir şey yok, olması gerekenler oluyor.

Olsun…

Değiştirmek yerine, onu olduğu gibi kabul etmek;

Değiştirmek yerine, bitti dediğimiz yerden, tekrar yeni bir öyküye imza atmak…

Hayat istemediğimiz olunca, şikâyet edilecek,

Her istediğimizin olacağını sandığımız,

Bir yer değil…

Acılar, sevinçler, pişmanlıklar, hayal kırıkları, hayatımızın her anında var olmaya devam edecektir, çünkü hüzün; mutluluk ile eş zamanlı kardeştirler… Zıt duygulardır ama kardeştirler… Hüznü bilmeyen mutluluğu bilemez…

Mutluluk hüzünle başlar, acıyı tatmayan, var olmanın nimetini, elindekilerinin kıymetini bilemez…

“Tanıdığım en güzel insanlar, yenilgiyi, acıyı, mücadeleyi ve kaybı yaşamış olan ve diplerden çıkış yolunu kendileri bulmuş, romantik ve anarşist olan insanlardır… Bu kişiler, yaşama karşı geliştirdikleri kendine has takdir, direniş, duyarlılık ve anlayışla; şefkat, nezaket, bilgelik ve derin sevgiden kaynaklanan bir ilgi ve sorumlulukla doludurlar… Güzel insanlar öylece ortaya çıkmazlar; onlar, oluşurlar…” Elizabeth Kübler Ross…

Düşünsenize, hiçbir yenilgi ve acı tatmamış bir hayatımız olsaydı, ne kadar sıkıcı ve tek düze olurdu, değil mi?

Monotonluktan içimiz dışımıza çıkar, saçma sapan işlerle uğraşmış olurduk. Her yenilgi, her dibe çöküş bizi aslında kendimize daha fazla yaklaştırıyor. O acılarda, kaybedişlerde, gözyaşlarında, biz hayatın her yönü ile de tanışmış oluyoruz. Böyle insanlar tutkulu, merhametli ve sevgi dolu olur… Duygusal olurlar…

Acılar insanları diğer canlılara daha çok yakınlaştırır. Anarşist ruhlu olurlar, çünkü öylece kolay olmaz kaybedişler, acılar ve hüzünler… Bunları yaşadığından elindeki için daha çok mücadele edersin, kaybetmemek uğruna… Daha çok değer verirsin en küçük mutluluklara; gökyüzüne baktığın kuşun kanatlarında görürsün özgürlüğü, denize bakarken dalgalarda görürsün kazanmayı, mücadele etmeyi…

Ve sonra bir gülümse yollarsın evrene… Aklında Nietzsche’nin dizeleri;

“Öyle bir hayat yaşıyorum ki, cenneti de gördüm, cehennemi de… Öyle bir aşk yaşadım ki, tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de…

Bazıları seyrederken hayatı en önden, kendime bir sahne buldum oynadım. Öyle bir rol vermişler ki, okudum okudum anlamadım. Kendi kendime konuştum bazen evimde, hem kızdım hem güldüm halime, sonra dedim ki “söz ver kendine”

Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin, sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin, uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin. Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin.

Öyle bir hayat yaşadım ki, son yolculukları erken tanıdım. Öyle çok değerliymiş ki zaman, hep acele etmem bundan, anladım…”

Bugün hayatınızın geri kalanın ilk günü…

İster yeni bir hikâye,

İster yeni bir masal,

İster yeni bir destan…

Yaşamın bize göz kırpıp; yüzlerce, binlerce hatta milyonlarca, her an sunduğu, adına “ikinci şans” denilen, içerisine, umuda, geleceğe, şimdiki ana sakladığımız dileklerimizi gerçekleştirme şansı…

Kendinizle ilgili, ne dilerseniz onu yazınız…

Haftaya görüşmek üzere, hoşçakalınız…

Bir Cevap Yazın