Sözcüklerin içinde, insanı belki de en çok mutlu eden,

Belki de en çok acıtan, en çok üzen…

Kiminin sebepsiz yere yüzünde güller açtıran, kiminin de yüzünde hüzün bulutlarına sebep olan…

Aşk…

Kavuşmadığı için mi bu kadar çekici, yoksa imkansız oluşundan ötürü mü bu kadar gizemli?

Bazen baktığın bir çift gözde görmek aşkı,

Bazen de gözlerini kapatsan bile yine de gördüğün…

Bazen parmakların ucunda; sanki her an gidecekmiş gibi,

Bazen ise, sanki hep orada, parmaklarının ucunda, her dokunuşta kalbinde, yeniden kelebeklerin uçuşunu hatırlatacak, sana ihanet etmeden gözlerinin kahvesinde ölene dek teninden de gitmeyecek sonsuz, kıymetlin…

Aşk…

Zaman geçse de hep orada kalan,

Yeri doldurulamayan, saklı olan…

Mevsimler geçse de, yıllar geçse de, mekanlar değişse de, bir tek baki kalan…

Yüzler değişse de, ömür yarı yola gelse de, hep aynı şekilde sevilen…

Sevenler için her gün sevgi günüdür… Tek bir gün ile sınırlandırılamayacak kadar kutsal ve değerlidir aşk…

Aşk…

Aslında aşkın tanımını her ne kadar yapmaya çabalasak da, biliyoruz ki, kelimeler ve anlamlar yine de yetersiz kalacaktır.

Her insanın hissettiği duygular farklı, her insanın bunları ifade etmesi de farklıdır.

Bir insanın kalbindeki aşk ne zaman sonsuz olur?

Aradan geçen yıllara, değişen fiziksel görüntülere hiç aldırmadan, sevebilmektir aşk…

Sonsuz aşk; ruhların çarpışmasından doğan birbirine tutulma halidir…

-Saçı mı ağarmış?

-Göbeği mi çıkmış?

-Kilo mu almış?

-Kırışıklıkları mı oluşmuş?

Tüm bu soruların sorulmadığı, düşünülmediği insana duyulandır aşk…

İnsan ömründe bir veya iki defa olabilecek bir galaksi olayıdır aşk…

İki ruhun birbirine çarpması, bu çarpışmanın meydana getirdiği yüzyılın olayı… Şu cümleyi bile yazarken insanın içi titriyor.

Velhasıl, öylesine kelimelerin bile izahını yapmakta yetersiz kaldığı bir şeydir aşk…

Aşk tüm imkansızlıklara rağmen sevmektir, belki de bir daha gelmeyecek olanı…

Aşk her şeye rağmen sevmektir, inatla, sabırla…

Her şeye rağmen, günün birinde geriye dönüp “ iyi ki sevmişim” diyebilmektir aşk…

Rainer Maria Rilke;

“Aşk, iki yalnızlığın birbirine dokunması, birbirini koruması ve selamlamasıdır…” derken ne de güzel tarif etmiş…

“Aşk, içimizdeki yangını söndürmeden taşımaya çalışmaktır.”

“Kalbimi nasıl tutsam da seninkine değmese…”

Aşk bunlar işte… Öbür türlüsü ise, kapitalist düzenin çarklarına aldanıp, aşka fiyat biçmektir ki, onun da aşkta zaten ne yeri, ne yurdu vardır.

Yazımı bu defa bana ait bir cümle ile bitirmek istiyorum…

Aşk, kalbin içindeki sevgili kokusudur…

 

 

Bir Cevap Yazın

Geliştmelerden Haberdar Olun