cropped-Canva-Closeup-Photography-of-Painting-Canvas-Lot-300x216 Acılar Dinlendi, Yeniden Başlamalıyız

“Acılar Dinlendi, Yeniden Başlamalıyız…”

Edip Cansever

 

Bugün 365 günlük yeni bir hikâye başlıyor. Her birimizin yaşam yaprağından, her birimizin hayat öyküsünden…

Doğrudur, bazen elimizde olmayan nedenlerden ötürü gidişatı değiştiremeyiz,

Doğrudur, bazen bizim dışımızda gelişen olaylar yüzünden varış noktasını gidene dek öylece beklemek zorunda kalırız…

Olsun…

Değiştirmek yerine, onu olduğu gibi kabul etmek;

Değiştirmek yerine, bittiği noktadan tekrar yeni bir öyküye imza atmak, ne dersiniz, var mısınız?

Belki de bu seneki hayat yapraklarımızın böyle bir masala ihtiyacı vardır, kim bilir…

Doğrudur, acılar hiçbir zaman yok olmaz, hayatımızın her anında var olmaya da devam edecektir, çünkü hüzün; mutluluk ile eş zamanlı kardeştirler… Zıt duygulardır ama kardeştirler… Hüznü bilmeyen mutluluğu bilemez…

Mutluluk hüzünle başlar, acıyı tatmayan, var olmanın nimetini, elindekilerinin kıymetini bilemez…

“Tanıdığım en güzel insanlar, yenilgiyi, acıyı, mücadeleyi ve kaybı yaşamış olan ve diplerden çıkış yolunu kendileri bulmuş, romantik ve anarşist olan insanlardır… Bu kişiler, yaşama karşı geliştirdikleri kendine has takdir, direniş, duyarlılık ve anlayışla; şefkat, nezaket, bilgelik ve derin sevgiden kaynaklanan bir ilgi ve sorumlulukla doludurlar… Güzel insanlar öylece ortaya çıkmazlar; onlar, oluşurlar…” Elizabeth Kübler Ross…

Düşünsenize, hiçbir yenilgi ve acı tatmamış bir hayatımız olsaydı, ne kadar sıkıcı ve tek düze olurdu, değil mi?

Monotonluktan içimiz dışımıza çıkar, saçma sapan işlerle uğraşmış olurduk. Her yenilgi, her dibe çöküş bizi aslında kendimize daha fazla yaklaştırıyor. O acılarda, kaybedişlerde, gözyaşlarında, biz hayatın her yönü ile de tanışmış oluyoruz. Böyle insanlar romantik de olur, pek belli etmeyi sevmezler ama durum bu…

Yani duygusal olurlar… Bir bakıma da acılar insanları diğer canlılara daha çok yakınlaştırır. Anarşist ruhlu olurlar, çünkü öylece kolay olmaz kaybedişler, acılar ve hüzünler… Bunları yaşadığından elindeki için daha çok mücadele edersin, kaybetmemek uğruna… Daha çok değer verirsin en küçük mutluluklara; gökyüzüne baktığın kuşun kanatlarında görürsün özgürlüğü, denize bakarken dalgalarda görürsün kazanmayı, mücadele etmeyi…

Ve sonra bir gülümse yollarsın evrene… Aklında Nietzsche’nin dizeleri;

“Öyle bir hayat yaşıyorum ki, cenneti de gördüm, cehennemi de… Öyle bir aşk yaşadım ki, tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de… Bazıları seyrederken hayatı en önden, kendime bir sahne buldum oynadım. Öyle bir rol vermişler ki, okudum okudum anlamadım. Kendi kendime konuştum bazen evimde, hem kızdım hem güldüm halime, sonra dedim ki “söz ver kendine”

Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin, sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin, uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin. Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin.

Öyle bir hayat yaşadım ki, son yolculukları erken tanıdım. Öyle çok değerliymiş ki zaman, hep acele etmem bundan, anladım…”

Acılarımız da, hüzünlerimiz de, bir yere gitmeyecek, onlar sayesinde şükretmeyi ve kıymet bilmeyi öğrendik.

Şimdi tekrar bize bir fırsat verildi. Önümüzdeki 365 günlük zamanda, yeni bir yolculuğa başlamalıyız… Bakalım nasıl bir masal yazacağız…

Bir Cevap Yazın

Geliştmelerden Haberdar Olun