Beklentisiz Yaşamak

Bir hayat yaşarken, aklıma geliverdi,

Bir yaşam yazarken, düşüverdi yüreğime…

Beklenti içine girer misiniz, yoksa beklentisiz yaşayanlardan mısınız?

Bugün sabah kahvemi yudumlarken, yüzümdeki gülümsemenin sebebi, aklıma düşüveren…

Ne çok köprüler yıkıldı bu nedenle,

Ne çok gemiler değil limanlar yakıldı bu nedenle…

Beklenti kadar insanı yoran başka bir duygu var mı diye düşünün.

İnsanlar bazen ister istemez, beklentiye girer.

Bu ilk bakışta kötü bir şey görünmese de, zaman ilerledikçe ve beklenti karşılanmayınca, ne kadar yorulduğunuzu ve üzüldüğünüzü fark edersiniz.

Ne zaman beklenti içine girmekten vazgeçersiniz,

Ne zaman beklenti koymadan yaşamaya başlarsınız,

Hayatınızın bir ilkbahar mevsimi tadından olduğuna varırsınız…

Sıfır beklenti, sıfır hüzün,

Sıfır beklenti, sıfır hayal kırıklığı…

Liste uzar gider.

Ve biliyor musunuz? Bu şekil olunca sizin de insanlara karşı bir mecburiyetiniz kalmıyor. Bu da ayrı bir özgürlük…

Demek ki neymiş? Kimseden bir beklenti yok, bizim de kimseye bir mecburiyetimiz yok. Şimdi kahvenizi alıp, ayaklarınızı uzatıp, bu küçük gibi görünen, önemli detayın keyfini çıkarınız.

 

 

İlkbahar mevsiminden geçtiğimiz bu günlerde, ardı arkasına gelen doğanın renkleri… Asırlardır bitmeyen renk ve doğa oyunları…

Küçük olayların insanları mutlu edebileceğini insanoğlu öğrenir…

Hem de günü geldiği zaman.

Korona salgının, bizlere bence öğrettiği en güzel şeylerden birisi de, özüne dönmenin güzelliği olmuştur.

Hani bir söz var, “ sana kimseden fayda yok, kendinden başka” diye… En değerli varlığın kendimiz olduğunu da bu sayede tekrar tekrar öğrendik. Vakit geldiği zaman hayatımızdaki çizimleri daha net görebiliriz.

Kendi hayatının resmi…

Karşıya geçer ve bakarsın…

Kendine…

Korona salgının, bizlere öğrettiği güzelliklerden biri de, çevremizdeki dostlarımızın varlığı olmuştur.

Her anımıza şükrederek yaşamak…

Olumsuz olaylarda bile hoşgörümüzü elden bırakmadan…

Bir kez olsun haline şükredip, durması gereken yeri bilmeyen,

Sürekli şikâyet eden insanlar cumhuriyetinden de uzak kalmak…

Kendinden kopmuş bir insan, kaybolmuş gibidir.

Kendinden kopmuş bir insan, boşlukta yürür gibidir…

Ne gün doğuşunun güzelliğini, ne de sevdiğinin gözlerindeki tılsımı görebilir.

Mutluluğu hep kendinden başka yerlerde arar…

Kendi kendiyle mutlu olmasını bilen insanların yanında, kendini mutlu hissedersin, sana huzur ve coşku verirler.

Cesaret ve mutluluk verirler. Yaşamına gökkuşağındaki renklerin yansıması gibidir onlarla beraber olmak…

Çünkü sen de öylesin…

Gözlerim klavye de, yine de ara sıra pencereden dışarıya bakıyor.

Doğanın çizdiği sabah resmine bakıyorum.

Kahveyi çok severim. Şu an pişen kahvenin kokusu geliyor.

Bu bana kahveyi yapan tarafından özlendiğim işaretidir.

Kahve bahane, sohbet şahane demişler.

Siz de sevdiklerinize, onları ne kadar özlediğinizi söylemenin dışında neler yaparsınız? Mesela kahve yapıp, çağırır mısınız?

Bir hayat yaşarken, aklıma geliverdi,

Bir yaşam yazarken, düşüverdi yüreğime…

Beklenti içine girer misiniz, yoksa beklentisiz yaşayanlardan mısınız?

Bugün sabah kahvemi yudumlarken, yüzümdeki gülümsemenin sebebi, aklıma düşüveren…

Ne zaman beklenti içine girmekten vazgeçersiniz,

Ne zaman beklenti koymadan yaşamaya başlarsınız,

Hayatınızın bir ilkbahar mevsimi tadından olduğuna varırsınız…

Sıfır beklenti, sıfır hüzün,

Sıfır beklenti, sıfır hayal kırıklığı…

Sevdiklerinizle kalınız, beklentisiz…

Ve bir de göreceksiniz ki, bu şekil ne güzelmiş beraber geçirilen zamanların keyfi…

 

Bir Cevap Yazın