Hayatı Anlamanın Güzel Bir Yolu

“Hayatta olaylara tepki vermek yerine, olaylara cevap vermeli insan… Hayatı anlamanın güzel bir yoludur. Mutlu olan biri, hayatındaki her şey yolunda olduğu için mutlu değildir. Mutlu olmasının nedeni, hayatındaki olaylara karşı tutumunun ona göre doğru olmasıdır… Ve son olarak; her an mutlu olacaksın diye bir şey yok. Bilakis bazen mutsuzluğu da yaşamalıyız, hem de dibine kadar. Bir süre oralarda gezinmek, o esrarengiz ve ürkütücü gibi görünen duygu kaosunda nefes almak ve sonra o dipten yavaşça çıkmak…”

Kahvesini keyifli bir şekilde yudumlarken, bir taraftan da uçağın kalkış anonsunu beklemek… Sayısızca gidip gelinen zamanlar… Havalimanları her zaman duyguların tavan yaptığı mekân olmuştur. Bagaj kuyruğunda sırasını beklerken; sevgilisine sarılandan, babalarının bacaklarını bırakmak istemeyen çocuklardan, kızına sarılan anne ve babanın gözlerinden, ha aktı ha akacak olan gözyaşları gibi daha bir sürü manzaradan siz de kendi payınıza düşeni alırsınız…

İnsan bazen gider, hem de çok sevdiklerini ardında bırakarak… “Çok sevse bırakmaz” diye bir cümle duyuyorum… Yok, işte, öyle değil o işler…

Sonradan pişman olunacak gibi bir durum da değil aslında demek ister insan ama maalesef sonradan içinde, ince bir sızı, ömür boyu izini bırakacak şekilde kalır…

İlk önce tarifsiz hasretlik ve bunun getirdiği dayanılmaz burukluğu derinden hisseder insan, daha sonra ise bununla nasıl yaşayacağını öğrenip hayatına devam eder.

Ve işin en garip tarafı yaşanılanlardan ötürü insan ölmez… Öleceğini sanır ama ölmez…”

Bugün hava sanki bir sonbahar havası gibi oysa ilkbahar geldi. Soğuk ve parçalı bulutlu… Evden çıkmadan, sabahın ışıltılı bir anında, erken bir sabah kahvesinin keyfini çıkarmak, kedimle birlikte, bahçede… Buna rağmen, aklım dün’lerde, anlattığım hikâyede kaldı, şu uçak anonsunu bekleyende… Kendimde sanırım…

Hayatımızda olup bitenlerin,  gelip geçen sıradan gibi görünen günlerin… Bazen hiç bir şeyi farkına varmadan, gözümüzün önünden hızla geçtiğini çok sonraları anlayabiliyoruz…

Yaşanılan ayrılıkları, acıları, mutlulukları ve sevinçleri çoğu kez tek gidiş olarak kestiğimiz bilete yükler ve arkasından el sallarız. Bazen gülümseyerek, bazen ağlayarak, bazen donmuş bir şekilde tepki vermeden uğurlarız…

Ola ki, bu olanlardan ve yaşanılanlardan pişmanlık duyarsak, hüzünleniriz bazen, efkârlanıp sonradan bunun yüzleşmesini yaşarız… Yoksa aynı şekil yaşamaya devam edemeyiz. Yıllar sonra bile yine bu iç hesaplaşma olur; bazen bir deniz kıyısında otururken, bazen şu anda yapmış olduğum gibi sabahın şafağında, akıl karı olmayan bir şekilde dışarıda kedimle yürürken…

İnsan değil miyiz neticede? Ara sıra yaptığım gibi kendimi yokluyorum ve hissediyorum… Aslında farkındayım, tek yaptığım dün’lerin sağlaması, hani matematikte yaptığımız gibi… Çıkan sonucun doğruluğunu resmileştirmek açısından… Ve tam da bunu düşünürken, aklıma düşüyor, acaba gerçekten, hayatın, yaşanılanların, bu şekil sağlaması yapılmaya ihtiyacı var mı diye de soruyorum… Sayılar değil, rakamlar değil, çelik değil, demir değil, mevzu bahis olan insan hayatı…  Duygular, düşünceler…

Bir de bakmışım, gülümsüyorum… Demek ki, bir kaygım yokmuş şükür…

Yine gülümsüyorum… Kendime… Bıkmadan usanmadan yaptığım bu yüzleşmelerime…

Ötelediğiniz her ne varsa, büyüyerek, çoğalarak karşınıza çıkar. Kaçtığınız, yüzleşmekten korktuğunuz ne varsa, bir gün karşınıza dev bir şekilde gelir ve artık kaçacak yeriniz olmaz.

“Seviyorum artık… Dalga dalga gelen hayatı, çünkü her dalganın arkası sakinlik…

Seviyorum artık… Sert esen rüzgârları, çünkü rüzgâr bana, beni getiriyor…

Seviyorum artık… Yüksek tepelerde, zirvelerde yürümeyi, çünkü tırmanmayı düşe kalka öğrendim.

Seviyorum artık… Eskiden öfke duyduklarımı, çünkü kalbimi yumuşattılar…

Seviyorum artık… Pişmanlık ta duyabilmeyi, çünkü bana insan olduğumu hatırlatıyor…

Ve hepsinden öte; ne kadar cesaretli olabildim, ne kadar cüret edebildim diye bakıyorum geçmişe…

“En ufak bir keşke’m yok” gibi beylik laflar edenlere de şapkamı çıkarıyorum… Bu kadar büyük konuşmak… Bence, içinde az da olsa, keşke’lerin de olduğu bir hayat yaşamak, bize bazen elimizdekinin değerini hatırlatır.

Bir Cevap Yazın